Otel tepe
09 Aralık 2019 Pazartesi
Anasayfa > SİYASET > Sana börek yaparım ama oy vermem demişti! İmamoğlu ziyaret etti

Sana börek yaparım ama oy vermem demişti! İmamoğlu ziyaret etti

08.08.2019 09:56 12 14 16 18 yazdır
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası sırasında kendisine "Sana börek, kete yaparım ama oy vermem" diyen Gümüşhaneli Mahruze Teyze'nin evine konuk oldu.
Sana börek yaparım ama oy vermem demişti! İmamoğlu ziyaret etti


Mahruze teyzenin kendisine kete yaptığını söyleyen İmamoğlu Twitter’dan şu mesajı paylaştı: “Mahruze Teyze ile Sultanbeyli Pazarı’nda karşılaşmıştık. ‘Sana börek, kete yaparım ama oy vermem’ demişti, ben de kendisinden sadece hayır duasını istemiş ve ziyaret sözü vermiştim. Dün kendisine misafir olduk, kendi elleriyle kete hazırlamış, sağ olasın Mahruze Teyze.” Mahzure teyze İmamoğlu'na oy verip vermediğini ziyarette açıkladı. 


YSK'nın 6 Mayıs'ta verdiği kararı ile mazbatası geri alınan İmamoğlu, 23 Haziran seçimlerinden zaferle çıktı ve 27 Haziran'da ikinci kez mazbatasına kavuştu. İmamoğlu, Keleş'e verdiği “ziyaret” sözünü, 6 Ağustos'ta “gecikmeli” olarak gerçekleştirebildi. İmamoğlu, CHP Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç ve İlçe Başkanı Murat Kantekin ile birlikte Keleş'in Turgut Reis Mahallesi'ndeki evini ziyaret etti. “Tarihi buluşma”, kahkahalar eşliğinde şu ilginç diyaloglara sahne oldu:


KELEŞ: “SİZ GELECEKSİNİZ DİYE KÖYE GİTMEDİM!” 
Mahruze Keleş (M.K.): Ne yapıyorsun? Nasılsın? Ekrem İmamoğlu (E.İ.): İyiyim, iyiyim. M.K.: Geçen senelerde hep köye giderdim ama bu sene, siz geleceksiniz, Tayyip Erdoğan gelecek diye gitmedim. Pazarda nasıl karşılaştık öyle. E.İ.: Ne bileyim, seni mi Allah yolladı bana, beni mi Allah yolladı sana? M.K.: Seni kimse tanımıyordu ha! Benim yüzümden tanıdı! E.İ.: Doğru diyor! Onun için diyorum; seni mi Allah yolladı, beni mi Allah yolladı? M.K.: Valla öyle bir içerden demişim ki, bir değil 2 kere kazandın! 

KELEŞ: “YİNE AK PARTİLİYİM HA!” İMAMOĞLU: “KİME OY VERDİĞİNİN ÖNEMİ YOK!”
Bu sırada Keleş'in eşi Hasan Keleş devreye girip, “Kusuruna bakma” deyince İmamoğlu, “Yok, yok ne kusuru. Nasıl istiyorsa öyle konuşsun” yanıtını verdi. Bundan sonraki diyaloglar şöyle devam etti: M.K.: Hepimiz kardeşiz. Şu Türkiye hepimizin. E.İ.: Zaten öyle. Bakma millet bağırıp, çağırıyor işte. M.K.: He, millet ayrım yapıyor, o başka. Ne yaparsak, kendimize yapıyoruz. Türkiye'nin ilerlemesini istemiyorlar. Siz de aman kurban olayım, hepiniz bir olun. Şu Türkiye'yi geliştirelim. E.İ.: Başkası bizi ilgilendirmez. Biz, birleşip işimizi yapacağız. Başkasının ne düşündüğü bizi ilgilendirmez. M.K.: Eee, hayallerin ne şimdi? Gel bakalım. Ben sana kazandırdım. Hayallerin ne? E.İ.: Tek başına sahibi oldu görüyor musun? M.K.: Gerçi ben yine AK Partiliyim ha! Onu bile bile geldin! E.İ.: Beni o zaman da ilgilendirmiyordu, şimdi de ilgilendirmiyor! Kime oy verdiğinin hiçbir önemi yok yani. M.K.: Tayyip benim başımın tacı. Ona arka olacaksınız. E.İ.: Şu anda Cumhurbaşkanımız. Yapacak bir şey yok. Ama onun görevi bitti mi başkası baş tacı olacak. Aynı şeyi biz de bekliyoruz ama. Ben iş yapacağım diyelim. Bana destek olunacak. M.K.: Şimdi İzmir'e bir yol açtı. Görüyorsun, yağ gibi gidiyor. ‘Kılıçadaroğlu oraya da yürüme gitsin' diyor. E.İ.: Kılıçdaroğlu'nun emekli parası yetmiyor o yola. Biraz pahalı. Kılıçdaroğlu, “Ben, oradan gitmem” diyor. Senin çok paran varsa gidersin. M.K.: İnşallah sen de yaparsın, aynı Tayyip gibi çalışırsın. E.İ.: Aynıyı maynıyı bilmem ama daha iyi yapacağız Allah'ın izniyle. M.K.: Biz çok memnunuz. İnşallah senden de memnun oluruz. 
İMAMOĞLU: “NASILSA O KONUŞTUKÇA BEN KAZANIYORUM!”
Konuşmanın burasında araya giren Keleş'in kocası Hasan Keleş, eşini, konuşmalarına dikkat etmesi yönünde uyardı. Bu uyarı üzerine araya giren İmamoğlu, “Ben, onu dinlemeye geldim. Nasılsa o konuştukça, ben kazanıyorum” şeklinde espri yaptı. Sohbetin bundan sonrası şu şekilde devam etti: M.K.: Senin Allah iyiliğini vere! E.İ.: Ablamız konuştukça, ben kazanıyorum. Hasan Keleş: Beni dövdüğü gibi sizi de dövüyor! M.K.: Elim alışmış! E.İ.: Olsun, olsun, o güzel dövüyor! M.K.: Önemli olan güler yüz, tatlı dil. Gerisi hep boş. E.İ.: Huzur istiyoruz. Allah, sağlık ve huzur versin. Bak, bütün Türkiye seni, bizi konuştu. M.K.: He ya! Ben, böyle olacağını bilemedim. Sen, heykel gibi televizyona çıkmayla ne ünlüsü olacaksın. Seni tanıdılar, beni değil! E.İ.: Sağ ol, sağ ol, sağ ol ablacığım! Allah razı olsun. Tanıttın bizi, ne yapalım? Biraz daha konuşsan, 3 seçim kazanacağım. Senin partililerin bile bana oy verdi. M.K.: Biliyorum, biliyorum! E.İ.: Sen bile verdin, farkında değilsin! M.K.: Yok, yok! E.İ.: Yüreğin kaymıştır. ‘Ya buna versem mi vermesem mi' diye! M.K.: Vermedim! E.İ.: Tamam, bir şey demiyorum! O, son anda kaymıştır! Zaten, yan yana. M.K.: Vermedim. Versem derim, ‘Verdim'.
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri